Beslenme / Diyet, Gezi

Tatilde Diyet Kaçamakları  vol.1 / Tatilde Diyet Yapılır mı?

8 Ağustos 2016
tatildiyet2

Neden olmasın ki? 🙂 

Diyet, genel kelime anlamına bakıldığında beslenme tarzı-şekli olarak algılanabilir, öyledir de. Kişi kilolu ise bir yol seçer kendine, bu yol diyet yapıp zayıflamaktan geçiyorsa hangi koşulda olursa olsun diyeti de onunla birliktedir, hatta diyetini bozsa bile aklının bir köşesinde hep diyet vardır, buna bir çeşit “diyetin laneti” de denebilir 🙂 🙂  Fakat diyet bozan koşul tatil ise, işte orada işler biraz tersine dönebiliyor. Şöyle ki, yaşadığımız günlük hayatın stresi, koşuşturması hepimizden bir şeyler alıp götürüyor. Tatiller bütün yıl çekilen sıkıntı ve stresin yegane tesellisi olduğu için nedense hep kafalarda tatilde olunca bütün otoriteden uzak olma dürtüsü oluyor, diyet otoritesi de buna dahil. İradesi güçlü insanlar, tatil matil dinlemeden diyete devam ediyorlar, peki ya diyet mağlupları ne yapacak tatil süresince? Evet, anlaşıldı o diyet bozulacak ama ne kadarını kurtarsak kardır deyip aşağıdaki önerilere bir göz atın derim…

Tatilde diyet nasıl yapılır?

  1. Ah şu açık büfeler… Ben şimdiye kadar gittiğim hiç bir otelde açık büfe yemeklerin inanılmaz lezzetli, besin değerleri harika korunmuş, görseli çok iyi yemekler olduğunu görmedim. En bol yıldızdan otelden tutun da kendine has tarzı ile nam salmış şahane ve pahalı butik otellere kadar durum aynı. Spice girls efektten başka birşey değildir bu açık büfe düşkünlüğümüz. Yani tek başına hiç birşey ifade etmeyecek yemekler, bir araya geldiğinde çok güzel etkisi yaratıyor. Hele ki her öğün eskisi ve yenisinin bir arada harmanlanarak farklı farklı çeşitleri üretilen tatlılara söylenecek söz bile bulamıyorum. Kısacası açık büfeden uzak durun, eğer imkan varsa tek tip yemek yapan restoranları tercih edin, mesela balık restoranları en masum olanlarıdır.
  2. Tatilde alkol meselesi… Her şey dahil sistem tatillerin ya da dünyanın parasını vererek girdiğimiz “beach”lerin olmazsa olmazıdır elde kadeh ile güneşlenmek :/ Zaten güneş altındasın, sürekli buharlaşma yolu ile su kaybedip bilimum organlarını yoruyorsun, bir de üstüne günde 8-10 kadeh alkol alarak organ iflasına sürüklüyorsan kendini diyetten bahsetmek pek de yerli olmayabilir 🙂 Şaka bir yana bir kadeh alkol, türüne ve miktarına göre 100-300 kkal arasında değişir yani diyet için pek uygun değildir. Ama yok ben diyet de yapayım alkol de alayım ise durumun; o zaman kendine günlük bir veya en fazla iki kadeh alkol hakkı tanıyabilirsin, ki bunlar tercih sırlamasına göre cin-soda, şarap, bira, rakı, viski şeklindedir. Yanında ise çikolata, çerez, cips, meyve, peynir, meze gibi başka diyet bozucu eşlikçilerden kaçınmak bu kaçamağı biraz daha masum kılabilir.
  3. Turlar ve tarih-kültür gezileri… Eskiden Avrupa ya da Amerika seyahatlerine çıkarken müze, park, kültür mirasları gibi gezilip görülecek yer listeleri yaparken şimdi bölgeye özel en güzel yeme-içme mekanları önerileri önceliğimiz oldu. Ne yani gitmişken Viyana’da şinitzel-pasta, Roma’da makarna-gelato, Venedik’te pizza, Prag’da ördek, Paris’te antrikot-midye, Lizbon’da nata, Barcelona’da tapas-paella, New York’ta steak, Orlando’da cheesecake…. yemeyelim mi? 🙂 Evet yiyelim,  ama kontrollü ve dengeli yapalım bu yeme işini. Sade bir kahvaltı, öğle veya en geç öğleden sonra saatlerinde yenilen diyet dışı yiyecekler ve kontrollü porsiyon ölçüleri… Bu kadar basit aslında diyet bozmamak. Aslında böyle geziler beni pek korkutmaz, çünkü böyle kültür gezilerine gitmiş danışanların adım sayar bilgilerinden anladığım ve kendimde de gördüğüm durum, burada İstanbul’da atılan adımın 5-10 katı değerlere çıkan sayıda adım attığımız. Durum böyle olunca diyet biraz bozulmuş olsa da kilo artışı görülmüyor, hatta bazen kilo kaybı bile gözlenebiliyor seyahat sonunda.
  4. Unutulan su ve tuvalet alışkanlıkları da olmasa… Su içmek diyetin en birincil kuralı, eğer su içmiyorsanız yağ yakmayı beklemeyin. Ancak tatilde ilk unutulan şeylerden biri de su içmek. Yurt dışında tatilde iseniz bir gazlı su-normal su kaosu yaşanır ilk günlerde, sonra da tuvalet sorunsalı yaşanır. Bir de bazı ülkelerde (bkz. Prag) su gerçekten alkolden daha pahalı, bu durumda eller tabiki biraya gider, hele bizimki gibi alkolün benzinden 4 kat daha pahalı bir ülkeden geliyorsanız görmemişlikle bütün gün sarhoş gezenleri bilirim 🙂 🙂 🙂 Fakat unutmamak lazım su içmiyorsan tuvalate çıkmak mümkün değil, eğer tuvalet yoksa bu sana bir kaç gün içerisinde +2-3 kilo şeklinde görsel ve duygusal fazlalık yaratabilir. En sürdürülmesi gereken diyet alışkanlığı su tüketmektir, hatırlatayım.
  5. Aile yanı tatiller… Ki bence en tehlikelisi olup alınan günlük kolari miktarı bir binge eating sendromu oluşturabilecek boyutlara ulaşabilir.(Nedir binge eating; günde 10.000 kkal’ yi aşan yeme şekli). Kalınan süreye bağlı olarak 2 il 5 kilo alıp dönmek çok da sıradan bir durumdur aile yanı tatillerinde. Aile ile birlikte iken diyet mevzusu karşılaştığım diyet kaçamak hikayelerinin en zorlu olanıdır. Kendi ailemden de biliyorum, kültürel yeme mirasını sürdüren bir anne, anneanne, babaanne varsa olayın içinde o diyet bitmiştir, mahvolmuştur, tamamen mağlup olmuştur :/ 🙂 Bilim adamları bile bu ısrarlara karşı bir önlem çaresi bulamamışlardır. Aile yanında en olası diyet tekniği, ikram edilenin yarısını ye, öğün sayısını az tut ve tatlılardan uzak dur şeklinde ne yazık ki oldukça ilkel kalmaktadır 🙂

Herkese az kaçamaklı tatiller…

You Might Also Like

No Comments

Leave a Reply