Beslenme / Diyet

Neden Diyet Yapamıyorum? / Algıları Yönetmek

11 Kasım 2016
cantdodiet-2

Uzun zamandır hatta belki yıllardır diyet yapmış, kah başarılı olmuş kah olamamış, ya da büyük başarılar elde etmiş fakat sonrasında verdiği kiloları geri almış olmak. Ya da olmamak?  Nedir bizi bu kadar yo-yo gibi bir aşağı bir yukarı götüren neden? Peki neden bazı diyetlerin başı var da sonu yok? Ya da aynı diyet bir kişide mucizeler yaratırken diğerinde nasıl oluyor da hezimete dönüşüyor? Tüm bu soruların aslında tek değil bir kaç cevabı var, fakat o cevapların hepsi tek yerde, zihnimizde!

Diyete başlamak, başarı ile sürdürebilmek bir insanın hayatında 1-2 kere başına gelebilecek bir durum. Sürekli diyet yapmış (aslında yaptığını sanmış) olan kişilere sorduğunuzda kafasının diyet mevzusu ile yoğun bir şekilde dolu olduğunu görürsünüz. Hayatının odak noktası tamamen “diyet” olmuştur. Hatta öyle bir an gelir ki; diyet tüm hayatını yönetmeye başlar. Nasıl mı? Şöyle;

  • Diyet yaparken sosyal ortamlardan uzak durur,
  • Yemekler onun için sadece kalorilerni saydığı varlıklardır,
  • Spor yapmak bile diyetin bir parçasıdır, diyet varsa o da vardır, yoksa o da yoktur,
  • En yakın arkadaşlarının diyetlerini sabote ettiği gibi bir saplantılı düşünce ile yaşarlar,
  • İş/okul hayatlarındaki tempoları, diyetteki başarı ve başarısızlıklarına göre dalgalı seyretmektedir,
  • Sürekli daha ince bir görünümünün peşindedirler (36-38 beden olsalar dahi), hele ki düğün, tatil, doğum günü gibi bol fotoğraflı bir törensel aktivite varsa daha da ince görünmek şarttır,
  • Detoks gündelik hayatın bir parçası olmuştur,
  • Bir kaç günlük açlığa yakın sıkı diyet (ona diyet denmez, olsa olsa açlıkla imtihandır onun adı) sonrasında binge eating atakları yaşarlar,
  • Ödül mekanizması yerli yersiz işler,
  • İşteki kötü bir gün, çocuğuyla kötü iletişim, eşiyle/sevgilisiyle sorun, ailesel sıkıntılar hep daha ince olmadığı için gerçekleşmektedir (kendini değersizleştirme kilolu insanların birçoğunda görülmektedir),
  • Zaten diyetisyeni de kötüdür, (diyet yaparken kişisel sorumluluğun %90, diyetisyen sorumluluğunun %10 olduğu anlatılmalıdır),
  • İstediğini yemedikten sonra hayatının tadı mı çıkar canım ??? (diye düşünürler)
  • Diyelim diyet bitti, ne yani ben ömür boyu böyle az mı yemek zorundayım? (diyetteki başarısına rağmen alışkanlıklarını değiştirememiş kişi davranışı).

 

Hayatım diyet, diyetim hayatım… Bu algısal yanılma düzeltilmediği sürece yaşam boyu kilolu olmak kaçınılmaz. Öncelikle algıyı düzeltelim; şu bir gerçek ki kilolu olduğunu düşünen insanlar fazla kilolarını birkaç günde almadı, demek ki o kilolar birkaç günde gitmeyecek. Başka bir algı değişikliği de şu noktaya lazım; bedenini sevmek. Unutma, sen her halinle güzelsin! Ailendeki, çevrendeki insanların hiçbiri 5-10 kilo eksik olduğunda seni daha fazla sevmeyecek, sen her koşulda sevilmeye değersin. Evet fazla kilolar sağlıklı değil, ancak peki ya mutluluğun akıl sağlığına etkisi. Önce mutlu ol, kendinle barış, sonra diyet yap. Ancak böyle başarılı olabilirsin. Kendine yaptığın her değersizleştirme girişimi işleri kolaylaştırmıyor, sadece daha da zorlaştırıyor. Kendini seven, kendine değer veren insan her konuda başarılı olur ve kabul görür. Diyette başarı için önce kendinle, bedeninle barış!

Toplumsal baskılar… Türk toplumu olarak yapıcı değiliz, bunu artık biliyoruz. Herkesin her konu hakkında bilgi sahibi olması ve nedense bu bilgilerin genellikle de hep olumsuz örneklemeler yapması bu sebeple. Diyet yapan birini gördük mü dayanamıyoruz, başlıyoruz anlatmaya; şu diyetisyen onu demiş, diğeri bunu vermiş, bir arkadaşı 1 ayda 10kg vermiş, aslında sen diyeti yanlış yapıyormuşsun da onu dinlesen daha kolay kilo verirmişsin… Zırva… Dinlememek, içselleştirmemek, empati duymamak elde değil, hele ki fazla kiloları kafasını darma duman etmiş bir diyet yorgunu için kafa karışıklığı kaçınılmaz son. Bu durum için tavsiyem şudur; diyet yaptığınızı, yediğiniz-içtiğinizi kimse ile paylaşmayın, zorunda değilsiniz. Kendi içinizde, kendi huzurunuzu arayın, kendi dünyanıza eğilin. Başkalarının diyet hikayeleri size başarı getirmez. Mucizevi bir diyet hikayesi de şimdiye kadar yaşanmadı, bilginize.

Bir de hazır olmak lazım, o “anı” beklemek lazım. İnsan nasıl anlar o “t anının” geldiğini? Şöyle ki, hayatınız sosyal açıdan bir keşmekeş durumunda ise sakın başlamayın! Yeni bir iş yeni bir aşk yeni bir düzen, olmaz, sakın başlamayın! Sigarayı mı bıraktınız yenilerde, sakın başlamayın! Seyahatlar bu ara üst üste mi, sakın başlamayın! Daha önce dedim ya, başarılı diyet hikayeleri insanın ömründe 1-2 kere yazılır, o hikayelerin başlangıç anları yani o “t anı” çok kıymetlidir. Bedenimizin, ruhumuzun en sakin en dingin olduğu döneme denk gelmiştir mutlaka o anlar. Sabırla, usulca bekleyin ta ki “evet, tamam şimdi” diyebilecek netliğe ulaşana kadar.

Evet diyet yapmak kolay değil, kimse öyle vaat etmedi ya zaten. Kolay olduğunu, yorulmayacağınızı size vadeden biri ile çalışmaya başladıysanız hemen kaçarak uzaklaşın. Çünkü diyet yapmak, yüksek oranda sabır isteyen, zaman zaman duygu durumunuzu zorlayan, bazen enerjinizi azaltan bir süreç. O uygun zaman geldiğinde başladığınız diyetinizin sonucuna odaklanarak azıcık da olsa keyfini çıkarmaya çalışın. Unutmayın, verilen fazla kilolar sadece bedeninizi değil ruhunuzu da hafifletecek.

You Might Also Like

No Comments

Leave a Reply